Şehir Kuşçusu 9. Bölüm Notlar

Şehir kuşçusu programına hoş geldiniz. Ben Kerem Ali Boyla. Ağustos ayına girdiğimiz bu günlerde yeni konuyu da tahmin edebilirsiniz, sonbahar göçü. Bu programda size sonbahar göçmenlerinden,

leyleklerden

yeni çıkan Beykoz Kuşları kitabından bahsedeceğim.

ses guguk

Ama önce son havadisleri vereyim.

Boz çıvgın

27 Temmuz günü Bakırköy Botanik Bahçesinde ilginç bir tür gözlendi. Fatih Keleş bir boz çıvgın fotoğrafladı. Bu kayıt iki açıdan da ilginç, hem boz çıvgın olması, hem de E-5’in hemen yanındaki bu küçük yeşil alanda olması. Önce boz çıvgından bahsedelim.

Çıvgınlar, serçenin üçte biri ağırlığında, 11 santim civarında, böcekle beslenen ve yaprakların arasında dolaşan bir ötücü grubu. Çoğunlukla sırtı yeşil, gri ve kahverengi tonlarında, alt kısımları ise açık renkli. En yaygın türleri çıvgın

ve söğütbülbülü

Boz çıvgın ise, bu türler arasında Doğu Akdeniz havzasında yoğunlaşmış bir tür. Bizde Ege ve Akdeniz’in dağlık meşe ormanlarında yaşıyor. Belki de Balkanlar’daki üreme alanlarından Afrika’ya giden bireyler İstanbul parklarına uğruyorlar.

Bakırköy Botanik parkında görülmesinin tek nedeni Fatih Keleş’in boş zamanlarında bu parkta kuş gözlem ile ve fotoğraf çekmeye çıkması. Bu alana, bir parça inatla düzenli aralıklarla gitmesi sayesinde inanılmaz bir türlü istese ortaya çıkmış durumda. Bugüne kadar 58 tür görülmüş parkta.

Son çıkan bir araştırmada New York’taki bütün yeşil alanlar ve kuş çeşitliliği incelenmiş. Burada en fazla tür barındıran farkların büyük olan parklar olduğu ortaya çıkmış. Ayrıca yeşil dokusunun yoğunluğu da tür sayısını etkileyen ikinci bir faktör olarak öne çıkmış. Diğer yandan kedilerin, kuş çeşitliliğini çok etkilediği görülmüş.

Bizde de birçok şey yapılabilir. Fatih’İn de yetkililere iki önerisi var. 1. parkta kedi beslemenin durdurulması ve kedi nüfusunun kontrol altına alınması, 2. göletin kıyısında kuşların barınabileceği toprak bir alanın oluşturulması.

Leyleklerin göçü

Kuş gözlemcisi Nalan Özdemir Erem tarafından 3 Ağustos günü Heybeliada’da görülen 250 leylek, sonbahar göçünün başlangıcını verdi. Leylek sürüleri artık İstanbul göklerinde. Özellikle Adalar ve Marmara Denizi’ne yakın bölgelerde. İlkbahar göçünde en kalabalık sürüler istanbulun kuzey yarısında, Karadeniz kıyısı boyunca gözlenirken, sonbaharda sürüler güney yarısından, hatta kısmen Marmara Denizi üzerinden geçer. Leylek göçü 14 Ağustos ve 28 Ağustos civarında en yüksek yoğunluğa ulaşacak, sonra 5 Eylül gibi ana geçiş sonlaşacak.

3 Büyükşehir’e baktığımızda bu hareketi sadece İstanbul’da görebiliyoruz. Ankara özellikle sonbahar göçü açısından kısır bir noktada, İzmir’de ise Leylek ve yırtıcı göçü göç neredeyse yok denecek kadar az gözleniyor. Ancak Edirne, Kırklareli, Bursa, Eskişehir leylek geçinin Göçü’nün görülebildiği yerler. Güneyde ise devamında Kütahya Afyon Konya Mersin Adana ve Antakya hep göçün görüldüğü yerler. Doğu’da ise yoğun bir leylek göçü görülmez, ancak şahinler ve çaylaklar yoğun geçiyorlar.

Tüm Doğu Karadeniz illerinde ve Erzurum Malatya Urfa Diyarbakır yırtıcı kuşların yoğun göçünü görebiliyoruz.

Süzülen göçmen kuşların göçünü isterseniz kısaca tekrarlayın, Afrika’ya gitmek üzere yola çıkan bu iri gövdeli türlerin göçleri tamamen ekonomiye yani kanat çırpmadan ilerlemeye dayanır. Sadece karaların üzerinden oluşan Termal hava akımlarını kullanarak planör uçuşu yaparlar. Sıcak hava akımlarına kullanarak döne döne yukarı yükselir ve irtifa kazanırlar, ve bir sonraki tamamen hava akımına kadar süzülerek yol kat ederler. Bu şekilde hiç kanat çırpmadan Bir gün de rahatlıkla 300 400 kilometre yol alabilirler. Denizlerin üzerinden uçamazlar.

Leylek Doğu Avrupa’dan çıkıp Türkiye’ye girdiğinde artık karşısına yiyebileceği fazla besin çıkmayacaktır, Ekini alınmış içanadolu bozkırlarından başlayalım Akdeniz kıyıları, daha sonra Ortadoğu ülkeleri, ve Sahra Çölü boyunca yiyebileceği ne bir balık ne de bir kurbağa olmayacaktır. Kurak topraklar, kurumuş gölet ve dereler ve sararmış otlar. Bu nedenle Türkiye’ye giren bir kuş sonbahar göçünde güneye doğru hareket eden Leylekler Türkiye’ye girdikten sonra Afrika’ya ulaşana kadar 15 gün boyunca hiçbir şey yemeden durabilirler. Durabilir, çünkü az önce anlattığım gibi kanat çırpmadan göç ederler…

Beykoz’un kuşları

Beykoz Kuşlar açısından çok değerli bir ilçemiz. Bir tarafta toygartepe isimli kıtalararası kuş Göçünde atmaca gibi türlerin keyifle izlenebileceği müthiş bir gözlem noktası,

Diğer yandan sık ormanları bulunan ve çütre gibi nemli orman türlerinin uyvaladığı Polonezköy tabiat koruma alanı

ve sonunda tüm şehirleşmeye rağmen doğal değerlerini korumaya direnen, çıkrıkçın gibi ördeklerin bulunduğu Riva çayırları ve sulak alanı.

İstanbullu kuş gözlemcilerinin tercih ettiği bu 3 alan da Beykoz’da bulunuyor.

Bu nedenle Beykoz Belediyesi kuş gözlemcileri ile beraber çalışarak müthiş bir kitap hazırladı.Beykozun Kuşları ve Tabiat Alanları isimli kitabın yazarları:

  • Berat Akkaş
  • Arda Dönerkayalı
  • Umut Güngör
  • Ergün Bacak
  • Vedat Beşkardeş

Ayrıca Beykoz’un kuşları ile ilgili seslerin eve görüntülerini içeren görselli Beykoz Belediyesinin İnternet sitesinde görebilirsiniz. Hemen haritayı açalım ve hemen yukarıda uçan Poyrazköy Sahilindeki Küçük gümüş martıyı tıklayalım. Bildiğimiz vapur martısının yarı boyunda bir kış göçmeni, özellikle Aralık ve Mart arasındaki soğuk dönemlerde bulunuyor.

Veya en aşağıda bir çit direğine tünemiş, kanatlarını düşürmüş ve kuyruğunu kaldırmış halde öten guguk kuşuna tıklayalım. Güvercin boyunca, çok daha zarif, ve atmaca desenli gri bir kuş. Riva’nın Çayırlık Alanları

Son olarak da haritada Beykoz Belediyesinin logosunun sağında kalan baykuşa, ishakkuşuna tıklayalım. Türkiyenin en küçük baykuşu, birbuçuk yumruk boyunda gri ve kamuflaj desenli. Riva’nın Üst Çayırlık Alanları

Siteye girmek isteyenler, beykoz kuşları diye aratabilir veya kuslar.beykoz.bel.tr adresinden bulabilir.

İstanbul’da kaç papağan var

İstanbul’da sizce kaç tane papağan vardır? 100? 1000? 10000? 1.000.000? Bu sorunun cevabı artık kabaca biliniyor. Samsun’daki kuş halkalama istasyonunun yöneticileri uzman ornitologlar Kiraz Erciyes Yavuz ve Nizamettin Yavuz çifti Türkiye’nin tüm şehirlerinde papağan sayımları yapıyorlar. Temmuz ayında 2 hafta boyunca İstanbul’daki bütün yeşil alanları ziyaret ederek papağan sayımları gerçekleştirdiler.

Şöyle bir metodoloji kullandılar, sabah ve akşam saatlerinde tünek alanlarından ayrılan veya tünek alanlarına gelen kuşları saydılar. İlk sonuçlara göre İstanbul’da en azından 5000 tane papağanın (hem yeşil hem de İskender) yabani ortamda yaşadığı tespit edildi. En kalabalık sürüler 700’den fazla bireyden oluşan Dolmabahçe Sarayı ve Fenerbahçe Parkı tüneklerinde gözlendi.

Papağan sayımı yapmak isteyenler için öneriler de şu şekilde:

  • Tünek alanlarında sabah erken saatlerde veya akşam saatlerinde bulunun. Yanınıza not defteri alın.
  • Gelen giden kuşları görebileceğiniz hakim bir noktada en azından 2 saat geçirin.
  • Sadece uçan kuşları sayın, bir kere ağacın içine girip yeşilin arasında kaybolan papağanları ağacını tünemiş papağanları sonradan saymak pek kolay değil.
  • Kayıtlarınızı tarih, başlangıç saati, bitiş saati ile birlikte Kuşbank’a girin.

Türkiye’nin çoğu ilinde, iki tür papağanın arasından en yaygını daha küçük olan yeşil papağandı, Ancak İstanbul’da yapılan bu çalışmada İskender papağanın son zamanlarda sayılarının arttığı ve birçok yerde yeşil papağandan bol olduğu gözlendi. Kim bilir belki küçük kuzeni yeşil papağanı eriyecek ve İstanbul’un gerçek papağan hakimi İskender papağanı mı olacak, Bunu sadece zaman gösterecek.