Şehir Kuşçusu 7. Bölüm Notlar

Şehir kuşçusu programına hoş geldiniz. Ben Kerem Ali Boyla. Bu programda temmuz ayının sıcak ayında kuş dünyasından bahsedeceğim. Konumuz,

uzun yaz gecelerinin usta avcıları baykuşlar,

boğazın yaramaz çocukları yelkovanlar

köfteci kuşlar ebabiller.

Ancak önce Temmuz ayında Galata kulesinden yaşananlardan bahsedelim.

Galata Kulesi

Galata Kulesinde bir restorasyon çalışması başladı. Taşları temizlemek için kulenin çevresini saran bir iskele kurulmaya başlar. Galata semtinin sakinler, kulede yuvalayan kuşların yavruları konusunda endişelenmeye başlarlar. Keza bu taş kulenin dış yüzeyindeki delik ve oyuklarda onlarca ebabil yuvası bulunmaktadır.

Gönüllüler harekete geçe dursunlar, her geçen gün kuledeki iskele yükselmeye devam eder ve balkona kadar ulaşır. Bu arada İnternet üzerinden bir kampanya başlatılır. Konunun muhatabı Turizm Bakanlığına ve ona bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğüdür. İstenen şey, restorasyon çalışmasının ertelenmesidir.

Konu ebabil kuşlarıdır. Kulede hem ebabil…

hem de ak karınlı ebabil…

yuvalıyor. Temmuz ayında hepsinin yavruları var. Kurulan iskele ve insan varlığı nedeniyle ebeveynler ürktükleri için yuvaya girmediler. Ya da yuva girişindeki görsel işaretleri tanıyamadılar ve yuvanın yerini kaybettiler. Ya da yuvanın önüne kulenin bir elemanı gelerek yuvayı kapadı. İskele kurma sırasındaki makine, gürültü ve insan sesleri de yavruları ürkütmüş olabilir. Hatta üç yavrunun korkuyla aşağıya atladığı haberi de geldi.

Açılan kampanya sayesinde 10.000’den fazla imza toplandı, 6 Temmuz günü Vakıflar Genel Müdür temsilcisi ve birçok yetkili ile toplantı yapıldı ve gönüllüler ve bir bilim kurulu toplandı. Kulenin ebabillere çok olumsuz etkilerinin olacağı, yavruların ölebilecekleri anlaşıldı. Bunun üzerine kendisi de kuleye çok yakın bir lisede okumuş olan Turizm Bakanı bu iskelenin kaldırılacağını ve çalışmanın kuşların üreme dönemi sonrasına ertelendiğini duyurdu.

Böylece Galata Kulesinin ebabil kuşları kurtuldular.

Yaz Gecelerinin Vokalistleri Baykuşlar

Türkiye’de yaz aylarında müthiş bir göç oluyor. Yaklaşık 10 milyon insan büyük şehirlerden, deniz kenarındaki yazlık evlere taşınıyor. Özellikle kadınlar, çocuklar ve gençler orada 2 ay geçiriyorlar. Uzun ve serin yaz geceleri, baykuşlarla tanışmak için müthiş bir fırsat.

Türkiye’deki en yaygın baykuşların başında kukumav gelir. İstanbul’da ve diğer şehirlerde de var. Ama asıl kalesi yazlıklar. Çatılara, su depolarının altına, gün ısısı sistemlerine bayılır. İri bir yumruk boyutunda küçük bir baykuş. Açık veya orta kahverengi üzerinde inci gibi beyaz benekli. Gözleri sarı ve belirgin. Diğer baykuşlar gibi değil, gündüz de aktif.

Biraz sesinden bahsedelim. Erkeklerin sesi uzun bir kuuuu. Kur dönemi çıkarıyor daha çok. Özellikle Mart ayı gibi.

Arada da “kuku-miyav” diye bağırıyor.

Bu yuvasına yaklaştığınızda duyacağınız uyarı sesi.

Bunun dışında Türkiye’de birçok baykuş türü var. Gene yazlıklarda 3 saniye de bir tekrarlanan ishakkuşundan bahsedelim.

3 saniyed ebir tekrarlanan bir “tyyu” ıslığı. Neredeyse insan çıkarıyor.

TEKRAR

Veya minyatür bir puhuya benzeyen kulaklı orman baykuşu. Güvercin boyunda ve çamlıklarda yuvalıyor. Yavrusunun sesi tam bir kapı gıcırtısı. 1 km uzaktan duyulabilir.

Bir de ormanların vazgeçilmesi sesi alaca baykuştan bahsetmeden olmaz. En standart baykuş seslerindendir.

Baykuş sesi duyduğunuzda tek yapmanız gereken cep telefonuyla sesi kaydetmek. Sonrası bir uzmana sormaya kalmış.

Boğazın Yaramaz Çocukları Yelkovanlar

İStanbul ve ÇAnakkale boğazları, şehirlerind eyaşayan milyonların nefes alabildikleri doğa parçaları. İster kıyısında yürüyün, ister bir tekne veya gemide olun, hem temiz hava alacaksınız, hem de garanti kuş göreceksiniz. Martılar, karabatakların dışında bir de yekovanlar vardır.

Yelkovanlar çok ilginç deniz kuşlarıdır. Martıdan oldukça küçüktür, üst tarafı siyahımsı, alt kısımları beyazdır. Tüm yıl 12 ay boyunca genellikle 25-35 kuştan oluşan sürüler bir kuzeye bir güneye uçara dururlar. Suya çok yakın kalırlar, nadiren sudan 5 metreye kadar yükselirler.

Yelkovanlar gerçek deniz kuşlarıdır. Açık deniz kuşları. Albatrosların da akrabalarıdır. Yuvalam adışında hiçbir zaman karaya çıkmazlar, gece gündüz denizde kalırlar. PEki İStanbul Boğazında bir kuzeye bir güneye hareket eden bu sürülerin hikayesi nedir? Açıkçası hala tam olarak anlaşılmış değil.

Yelkovanlar sadece ıssız adalarda yuvalar. TÜm üreme faaliyeti de gece saatlerinde olur, karada çok çelimsiz olan bu kuşlar, yoksa gümüş martılar tarafından parçalanır. Yuvalayabilecekleri yegane adalar Ege Adalarıdır, hepsi de Yunan karasularındaki adalar. Bugüne akdar bizim karasularda bir koloni bulunamadı. Gözlemler ve uydu vericisi takılan kuşlar, beslenme alanını ise Karaeniz’de mevsimine göre hamsi ve hamsi yavrularının bulunduğu yerde olduğunu gösteriyor.

Bu durumda bu kuşların hayatı devamlı hareket halinde geçer. Ege’deki adalardan yola çıkan erişkin, önce Çanakkale sonra İstanbul boğazından geçer, Karadeniz’e ulaşır, oradaki hamsi sürülerini bulur, önce kendisini besler sonra da kursağını doldurur. sonra o dolu kursakla Ege’ye geri uçarak yavrusunu besler. Yuvadan çıkışından dönüşüne kadar olan süre bir haftayı bulabilir.

Yelkovanların kaydedilen sesleri, hep geceleri üreme kolonilerinden gelir.

Onun dışında tamamen sessizdir.

Bundan sonra vapurdan yelkovan sürüsü görürseniz, bu bilgi üzerine bir şapka çıkarabilirsiniz. Çocuk yetiştirme hiç kolay değil.

Böcek Köftesi

Kulağa çok hoş gelmiyor. Ama çocuk yetiştirmek için kendisini paralayan başka bir kuş bundan başka bir çare bulamamış. Bu kuş, adını ana ana bitiremediğimiz ebabilden başkası değil.

Ebabiller muhteşem uçuculardır. Uçan böceklerle beslenirler. onları havada kaparlar. Ama o kısacık bacaklarıyla, sadece dik yüzeylere tutunabilirler, yere veya ağaca konamaz. Bu şu anlama gelir. Muhteşem bir sulak alan ve üzerinde milyonlarca böcek. Ebabil orada çok mutlu olabilir, ama yuvalamak için gene dağlara veya şehirdeki beton binalara dönmek zorundadır. O sulak alanda veya ormanda yuvalayamaz.

Ebabillere çok benzeyen kırlangıçlar hemen yuvanın yakın çevresinde beslenirler ve yavrularına böcekler teker teker verirler. Yuvadan kilometrelerce uzakt yuvalana bir ebabiln bu şansı yoktur. Aslında onun için İstanbul’da kırlangıç değil ebabil çk vardır. Kırlangıcın besleneceği alan yoktur. Siteril beton şehir, ebabil için başta yuva yeridir, beslenmesi için şehri merkezindekiler. Çatalca veya Ömerli çevresine kadar uzaüa giderler. Ebabil bizim gibi, sabah ve akşam trafiğinde evden işe işten eve giden bizlere benzer. Yuvası ve beslenme alanı bazen birbirinde 30-40 km uzak olabilir.

O da yuvaya bir böcekle değil, onlarca yüzlerce böcekler döner. Yakaladığı böcekler yutağında toplar, onları sıkıştırarak yoğurur ve bir köfteye dönüştürür. 100 gramlık ak karınlı ebabilin köftesi 2,5 gram ağırlığında olur. Yani bu bizim çocuklarımızı 400 gramlık bir hamburger ile beslememiz benzer. Bir ebabil günde 1-2 kere köfte yere. Anne baba yuvaya günde 10 kere gidip çıkarlar. Ağzında bu köfteyi taşıyan ebabillerin gıdıları kabarık bombeli olur, kuş fotoğraf sitesinde bunları rahatlıkla seçebilirsiniz.

Teşekkürler

  • Andrew Harrop
  • Aurélien AUDEVARD
  • Beatrix Saadi-Varchmin
  • Cedric Mroczko
  • James Lidster
  • Jerome Fischer
  • MERCIER Christophe
  • Stanislas Wroza
  • Yoann Blanchon