Şehir Kuşçusu 6 bölüm

Şehir Kuşçusu programına hoş geldiniz. Ben Kerem Ali Boyla. Haziran ayındaki kuş faaliyetleri genellikle üreme, yuvalama, çiftleşme, çoğalma üzerine. Bu programda sizlere

palazlanan martı yavrularını

tüy değiştiren kargaları,

ikinci baharında öten orman kuşlarını,

ve şehrin bozuk plağı ak mukalliti anlatacağım.

Şehrin Yırtıcıları

Ancak önce, şehrin yırtıcı kuşlarından bahsedelim.

Eskişehir’deki arkadaşım Murat, komşudan bir ihbar alır. Oturduğu yerin arkasındaki bir apartmanda, en üst katta, yağmur suyu borusunun üstünde bir güvercin yuvası varmış. “Bu işte bir gariplik var” diyerek oğlu Selim ile birlikte dürbünlerini alıp yuvayı incelemeye giderler. Güvercin diyenler utansın, karşılarına bir kerkenez çıkar.

(c) Emre Murat Ermiş, Haziran 2020 Eskişehir

Kimdir bu Kerkenez? Kerkenez doğangillerden bir yırtıcı kuştur. Yaklaşık güvercin boyunda, çok daha zarif, uzun kuyruklu ve kanatlı. Kahverengi ve kızıl renkli, göğsünde ve karnında damla şekilli desenler var. Sırtı ve kuyruğu ise şeritli. Erkeğinin kuyruğu ve başı mavimsi. Bacakları ve pençeleri sapsarı, gözü simsiyah. Güzel bir hayvan.

Kerkenezler uzman fare avcılarıdır. Açık arazide yaşarlar ve bir uçurtma gibi havada bir noktada sabit kalarak yerde dolaşan fareleri ararlar. Havada sabit kalma çok az kuşun yapabildiği bir özellik. Peki, kerkenezlerin şehirde ne işi var? Kerkenezler şehirlerde fare ile değil, serçelerle besleniyorlar. Gene o havada kalma özelliğini kullanarak apartmanların üstünden serçelerin toplandığı bölgeleri tespit ediyorlar ve sonra aniden dalarak serçe yakalıyorlar. Bazen de yuva deliklerine yaklaşarak pençeleriyle içerideki yavruları topluyorlar.

İstanbul’da çok sık olmasa da birçok yerde kerkenez var. Atatürk Havalimanı en sık gördüğüm alanlardan. Bu yıl Şişli’de karantina döneminde 2 balkondan uçan kuşlar ve bir kere yüksek bir otelin üstünde gördüm. Diğer şehirlerde ise kerkenez çok daha sık görebilirsiniz. Ankara’da TÜBİTAK Binasında, Balıkesir’de Merkez PTT’nin çatısında, Hürriyet’in bir haberine göre İzmir’de Cumhuriyet Savcısının makam odası dışında duran saksıda yuvalamıştır.

Diğer Yırtıcılar

(03:00)

İstanbul’da kerkenezin amcaoğlu diyebileceğimiz çok yakın akrabası delice doğan da yaşar. SES Aynı boylarda ve şekilde, sırtı koyu gri, başlığı siyah, paçaları ise kırmızı. Biz kuş gözlemcileri genellikle siluet farkıyla tanıyoruz. Daha uzun ve sivri kanatlı, kısa kuyruklu ve atik uçuşludur. Çünkü kendisi tam bir kuş avcısıdır. Uçan kuşları havada yakalar.

İstanbul’da 20-30 çift delice doğanın mezarlıklar ve boğaz boyundaki korularda yuvaladığını tahmin ediyorum. Küçük Çamlıca tepesi, Aşiyan Korusu, Büyükada, Boğaziçi Üniversitesi ve Zincirlikuyu Mezarlığında görebilirsiniz. Burada yuvalayan kuşlar, sıkça Zincirlikuyu plazalarının çevresinde uçuşur, ak karınlı ebabillerin peşinden koşar.

İstanbul’un en muhteşem yırtıcı kuşu ise gökdoğandır. Üçüncü bir doğan türü, ancak bir buçuk iki güvercin boyunda, iri ve cüsseli bir kuştur. Ününü duymuşsunuzdur, dalış yaptığında saatte 360 km’yi bulan hızlı kuş. Kayalık alanlarda yaşayan bu kuş, betonu, şehirleri ve güvercinlerini çok sever.

Kışın 20-30 gökdoğanın olduğunu biliyorum. Yazın ise birkaç tane yuvalama alanı var. Biri Sivriada, diğeri Taksim Gümüşsuyu, TEM üzerinde Tekstilkent, Bayrampaşa’da Venezia sitesinde, Maslak ve Beykoz Riva’da yuvalıyor.

Gümüş Martı

(05:00)

Gelelim biraz şehirdeki üreme çalışmalarına…

Her yıl uçan ilk martı yavrusunu görmeye çalışırım. 17 Haziran 2020 yılında Evin karşısında balkonda bu yılın ilk uçan yavru martısını gördüm. Muhtemelen 1 Nisan gibi koyulan yumurtadan 20 Nisan civarında çıktı ve 2 ayda palazlanarak anne babasının boyuna ulaştı.

Ancak genç martılar öyle gri kanatlı ve beyaz gövdeli değiller. Kahverengi, kırçıllı, oldukça koyu renkliler. Gagaları sarı yerine siyah, bacakları sarı yerine et rengi. Boya gelirsek, aynı boydalar. Kuşlarda böyledir, yuvadan ayrılan kuş anne babanın boyundadır. Yuvadan çıktıktan sonra büyümeye devam etmezler.

Yavru martıların ilk uçuşları çok ilginç bir hikayedir. Kanadı uzayan yavrular, çatıda sıçramayı, rüzgara karşı kanat açmayı filan severler… Ama bir türlü uçup gitmezler. Çatıdan neden ayrılsınlar ki, ekmek elden, su gölden… Bu yüzden anne babalar, çocukları zorla uçururlar… Tüm mahallenin erişkinleri toplanırlar ve o yavruları gagalayarak, azarlayarak, baskı oluşturarak onları uçurturlar. Bu oldukça gürültülü bir süreçtir.

Temmuz başında vapura binerseniz, boğazda onlarca kahverengi martının toplandığını görebilirsiniz. Adalara gittiğinizde ise yerlerde dolaşanları göreceksiniz. İşte bunlar bu yılın martıları. Bu tüyleri 4 yıl içinde 8 kere döktükten sonra anne babalarına benzeyecekler.

Tüy Değiştiren Kargalar

(07:00)

Tüyler çok hızlı bozulan ve devamlı bakım isteyen yapılardır. Üzeri tüylerle kaplı bir montunuz olduğunu düşünün, koltuğa otursanız dokusu bozulur, bir yere yaslansanız kirlenir, rüzgara çıksanız ters dönerler . Bu nedenle hem bakım gerekir, hem de yılda bir veya iki kere onları değiştirmek gerekir. Erişkin kargalar da yavrularını uçurur uçurmaz, artık solmuş yıpranmış ve bozulmaya başlamış tüylerini dökerler.

Bu dönem kargalarda çok ciddi değişiklikler olur. Uçan bir karga gördüğünüzde, kanat tüylerinde eksik bir bölge, veya kontür hattında normalın dışında bir girinti görürseniz, bilin ki tüy değişimindedir.

Bu dönemde kargalar bir de sürü oluştururlar. Bazıları tüy değişimde kel kalabilir, azılarının çıplak boyunları ortaya çıkar. İç ve Doğu Anadolu ve Edirne’de yaygın olan Ekin Kargaları ise bu dönem sürüler tüy değiştirme sürüleri oluşturur.

Üreme’de ikinci bahar

(08:00)

Bahar bitti, yaza girdik. Geçen gün Belgrad Ormanına gittiğime hala kuş ötüşleriyle karşılaştım. Her yerde öter ardıçlar

… ve kara başlı ötleğenler duyuluyordu.

Nisan mayıs bitti, yuvalar kuruldu, yavrular çıktı uçtu. Peki olay nedir? Hemen açıklayayım. Kuşların çoğu yılda bir kere yuva kurar, bir kere yavru yetiştirir, kaç yumurta koyduysa ve şansında yuvadan birisi yumurta veya yavru almadıysa, o kadar yavru yetiştirirler. Ancak bazı küçük kuşlar iki, üç hatta daha fazla kez kuluçkaya yatar. Amaç sayıları arttırmak, uzun üretken mevsimde en yüksek sayıda yavruyu yetiştirmek. Peki bu hangi kuşlardır?

  • Kırlangıç üç kere üreyebilir. Mart sonu gelir, ekim ortasına kadar kalır. Toplamda 7 ay kalır.
  • Bazılarının zamanı yoktur. Mesela Kara Başlı Çinte. Türkiye’ye mayıs başı gelen ve temmuz ortasında ülkeyi terk eden, topu topu 3 ay bulunan bir tür.
  • Kumrular ise şehirde olduğu için 6 kere üreyebilir. Zaten yerlidirler. Yavrularını güvercin sütü ile besler. Bu nedenle tek batında sadece 2 yavruya yetecek kadar süt üretebilir. Aradaki farkı kez yumurta koyarak kapatır.

Bozuk plak gibi öten kuş

İlk kuş gözlemine başladığımda Beşiktaş’taki evimizin arkasındaki yalanca akasyada saatlerce bir kuş ötüyordu. Ufak, gri renkli, ince uzun gagalı, ince bacaklı bir kuştu. Kütlece serçenin yarısı kadar belki. Mayıs ayında geldiğini hatırlıyorum. Ağzının içinin turuncu olduğunu bile görüyordum, ancak hiçbir deseni veya rengi yoktu. Elimdeki tek bilgi sesiydi.

O zaman arkadaşlık yapmaya başladığım usta kuşçu Hollandalı Gernant Magnin’e gittim. Uzun uzun anlattım. O da boş boş benin suratıma baktı. Sonra Gernant’tan kuş sesi kasetleri ödünç aldım. O kasetleri inlerken aylar yıllar sonra aynı sesle karşılaştım. Bozuk bir plak gibi akışı aniden kesilen ve defalarda tekrarlanan ve aniden ortadan kesilen ötüş.

Gördüğüm kuş ak mukallitmiş. Bir ötleğen, serçeden biraz kısa, ondan çok daha ince, tamamen gri ve beyaz, sarı uzun bacaklı, küçük siyah gözlü, kabarık saçlı ve biraz asabi bakışlı bir abimiz. Kıssadan hisse. Öyle türler var ki, seslerini bilmezseniz tanımanız hiç kolay olmuyor.

Kapanış

Bir programın daha sonuna geldik. Ses kayıtları için her zamanki gibi xeno-canto sitesinden faydalandım. Jerome Fischer, Marco Dragonetti, Lars Lachmann, Martin Bonte, Lars Edenius, Albert Lastukhin, Yoann Blanchon, Aivar Jaakson, Jordi Calvet, Franck Hidvegi, Mehmet Ünlü ve Manuel Grosselet isimli kuş gözlemcilerine teşekkür ederim.

Boş kuşlu günler dilerim!