Şehir Kuşçusu 5 notlar

Şehir kuşçusu programına hoş geldiniz. Ben Kerem Ali Boyla. Bu programı ayda bir kere yayımlıyorduk. Oysa doğanın ve kuşların takvimi çok daha hızlı değişiyor. Bundan sonra bu programı iki haftada bir yayımlayacağız.

Artık Haziran ayına girmiş bulunuyoruz. göç sonlandı göçmen kuşlar yuvalarını kurdular. üreme başladılar. Bu nedenle artık gökyüzüne baktığımızda leylek sürüleri veya Şahin sürülerini görmemiz çok olası değil. Ama gökyüzü boş değil İstanbul’da Gümüş Martılar ve ebabiller vızır vızır uçuyorlar

Ak Karınlı Ebabil

Geçen hafta fotoğrafçı Fatih Keleş muhteşem fotoğraf paylaşmış
Bakırköy’de bir şehir parkındaki havuzun üstünde
uçarak gelen 3 tane ak karınlı kanatlarını yukarı kaldırmışlar
suya paralel çok alçaktan uçuyorlar
gövdeleri neredeyse suya değecek.
ve havadayken su içmeye çalışıyorlardı.
bunun üzerine ebabiler hakkında daha fazla bahsetebileceğimi düşündüm.

Ebabil yaklaşık güvercinden biraz küçük Serçeden büyük kahverengi bir kuş
devamlı uçup durur…
kırlangıca benziyor, hatta ilk bakışta bilmeyenler kırlangıç zannediyor
hatta dağ kırlangıcı, kılıç kırlangıcı da deniyor
Adı üzerinde karnı beyaz
kanatları bir kılıç gibi uzun, sivri uçlu ve dar
o kadar uçmaya uyum sağlamış ki gövdesi küçük bir torpidoya benziyor
adeta bir su damlası
ipince bir Gaga kancası ile başlıyor, boyun neredeyse yok, başı ve gövdesi aynı bütünün parçası gibi.
derin bir çukurun içine yerleştirilmiş 2 adet göz ve
gövdesi bir sosis gibi, silindir formunda.
ve en sonunda sivri bir kuyruk ile sonlanıyor.
Böylece bir hava boşluğu oluşturmada havayı yarıyor ve içinde rahatlıkla kayıyor.

Dünyada yatay uçuştaki en hızlı kuş 180 km/s.
Ve bu rekortmen, İstanbul ve bazı diğer şehirlerin sokaklarında…

Su içmek için bile komaları ihtimal dışı o kadar havada
uçmaya o kadar uyum sağlamış ki zayıflamış bacakları sadece ve sadece dik yüzeylere tutunabilecek deri küçücük sivri tırnaklı ayacıkları var
yaralı bulunduğunda çok insan inceleme şansı buluyor.
çukurdaki gözleri ve kancalı parmakları bir atmacayı çağrıştırıyor

Gelelim su içme hikayesini
böyle bir kuş sadece duvarları dikey konumda tutunabiliyor.
yuvalama alanları olan çatı altları ve bina cephelerindeki kavitelere böyle ulaşıyor.
Akşam saatlerinde karşından hızla gelerek tutunuyorlar, bir yarasa gibi havalanmak için de kendini aşağıya bırakıyor
ne yere konabiliyor ne de bir ağaca tüneyebiliyor.
Peki nasıl su içecek.

Bunun çözümü kolay
önce fotoğraf çeken arkadaşımın havuz veya göle gidiyor
Örneğin şehrin ortasında Bakırköy Botanik Parkı. e-5’in yanındaki o küçücük yeşil alan.
içinde bulunan küçük havuz sonra buraya kestirdikten sonra alçalarak havuza doğru uçuyor. suya yaklaştı mı, suya yaklaşınca hızını kesiyor ve kanatlarını süzülen bir kelebek gibi yukarıya kalkık tutuyor
gagasını sonuna kadar açıyor ve alt çenesine Su yüzeyine hafifçe değdiriyor
o hızla ihtiyacı olan su, boğazına doluveriyor.
ilk denemesinde başaramıyorsa, tekrar tur atarak, ikici üçüncü denemelere girişiyor.
susuzluğunu giderene kadar

suyunu içen ebabile ebabil ağzını kapatıyor
kanatlarını kıvırarak tekrar yükseklik kazanıtor
ve onları tam kuvvet çırparak gölden uzaklaşıyor.

Su içen kuşlar

Aslında çok ilginç bir konu şehir kuşları nerede su içiyorlar
Bir de bu konuyu su içmeyerek çözen Daha doğrusu besininde ve içinde yüzdüğü denizdeki suyu içerek çözen hayvanlar var Örneğin Gümüş Martı veya karabataklar.

Deniz suyu içmek için suyu içindeki tuzu ayrıştırmak gerekiyor İşte bunun için tuz organları var Bu kuşların burunda bulunan bu organ Kanın içindeki fazla sodyumu çok enerji gerektiren metabolik bir süreçten geçiriyorlar ve sodyum pompaları ile ayırarak kandan ayırarak yoğun bir çözelti halinde burundan dışarı atıyorlar.

Bazen görürsünüz boynuna hızla sağa veya sola sağ sola sallayan kuşlar burunlarındaki yoğun tuz çözeltisi ne atarlar.

Bu nedenle deniz kenarında Bu kuşların çok başarılı olduğunu söyleyebiliriz bir deniz kuşunun tatlı su içmeye ihtiyacı olduğunu Hayal edebilir misiniz Hayat Onun için çok zor olurdu.

Üreyen martılar

Gümüş Martılar Çatılarda yuva diyor
fakat sanmayın ki bütün şehirlerde ve bütün dünyadaki Martılar çatıda yuvarlamayı biliyorlar
�stanbul’da ne kadar zamandır tadı duyu hatırladıklarını bilmiyoruz
ancak izmir’deki Gümüş Martılar hala binalarda yuvarlamak yerine
Gediz deltası’nda ki büyük uzun kum adalarında yuvarlamayı tercih ediyorlar.

Kuşların takviminden bahsedelim.
Gümüş Martılar Nisan başında 3 veya 4 yumurta koyarlar
23 Nisan civarında bir tavuk GİBİ 21 günlük kuluçka suresinden sonra yavrular çıkar
aziran İçinde bulunduğumuz Haziran ayında Gümüş Martı yavruları çoktan yumurtadan çıktılar ve piliç gibi yuva çevresinde barışa barışa dolaşıyorlar.

Yavruların palazlanması yani kanatlarının uzayarak uzamaları ve uçabilecek Hale gelmeleri Haziran sonu Temmuz başı yani İçinde bulunduğumuz ay Gümüş Martı yavrularının palazlanma ayı.

Şehir efsanelerinden biri denizlerin artık çok kirlendi ve
Martıların kahverengi olması çok ilginç bir gerçeğe parmak işaret ediyor
bazı Martıların kahverengi olmasını bu bahsettiğimiz bu yıl yumurtadan çıkan büyümüş olan ve palazlanmış olan artık uçmaya başlayan yavrular.

Kahverengi ve siyah rengi veren melanin çok daha sert bir yapı ve
güneş tuz su ve fiziki yıpranmaya dirençli olması gereken
dayanıklı olması gereken bu tüyler
Her yıl Haziran sonundan itibaren
boğazda o yılın ilk çıkan yavrularını görmeye çalışırım

yavru martının uçması
ekmek elgen su gölden martı yavrusunun keyfi yerindedir.
Ancak anne baba ve tüm mahallenin baskısı, çığlıkları hatta gerektiğinde kanat darbeleriye uçmaya zorlanırlar.
bir kere uçan martı ise kendisini boğazın serin sularına atar.

Yavru Martılar

Nisan Mayıs ve Haziran aylarında yavru Gümüş martılardan çok sayıda yaralı halde bulunanlar olur bazıları damdan düşer bazıları Martılar arasında veya parklar ve Kargalar ve Martılar arasındaki savaşlara kurban düşer kanatları kırılır boyunları incelenir veya uçamaz hale gelebilirler bu tip Martılar bir kısmı maalesef telefondur.

Ancak Gümüş martının üreme stratejisi budur bir şahin gibi bir kiloya yakın büyük gövdesini et yiyerek doyurur Bu şu anlama gelir ekolojik olarak besin zincirinin üstünde olan orta boylu Hatta iri bir kuş türüdür besin zincirinin en üstündeki türler çok uzun yaşayan ve üreme başarısı nispeten düşük olan türlerdir keza öbür türlü olması mümkün değildir dünyada ne milyonlarca kartalı besleyecek kadar tavşan vardır ne de vır vır vır dır dır dır

Gümüş martının karmaşık ekolojisinde adaptif bir tür olduğunu söyleyebiliriz adaptif ve Fırsatçı başka hayvanların düşünmediği imkanları keşfederek farklı besin kaynaklarına arayışı içinde bulunur Bu nedenle çöpte beslenmeyi en hızlı öğrenen türlerden dir.

Aynı nedenle yavruları da bu bilinmez dünyanın dikenli Yollarında ilerlerken Bir sürü kaza ile karşılaşabilir Örneğin çöp ile beslenen bir martının kendisine zarar veren bir nesne yutması veya bozulmuş bir besin alması veya Balıkçı teknesinin peşinden okyanusa açılan martının fırtınada kaybolması gibi.

Bu nedenle Gümüş Martıların yavrularında ölüm oranı çok yüksektir Uçan yavruların yarısından fazlası ilk yıllarına tamamlayamadan ölürler ancak 1 yılına Sağ Salim atlatan yavrular ortalama 6 ile 15 yıl yaşar.

O kahverengi tüylü martının beyaz tüylü Martı olmasına gelirsek bu da Yaklaşık 4 yıl süren bir süreçtir yılda 2 defa tüylerini değiştirir Sonbaharda Kanat ve gövde tüylerinin tamamı değişir ilkbaharda ise sadece gövde tüylerini değiştirir tüy değişimi yumurtadan yavruların çıkması ile başlar ve Kasım ayına kadar devam eder.

Yaz ayında temmuz ağustos eylül aylarında Martıların toplandığı çatıların altında deniz kenarlarında balıkçı barınaklarında ve benzer yerlerde yüzlerce binlerce tüy bulabiliriz.

Mayıs Ayı Konukları

Alasığırcıklardan bahsetmesek olmaz.

  • 18 Mayıs Beykoz
  • 19 Mayıs Etiler
  • 20 Mayıs Tepekent
  • 20 Mayıs Kamil Abduş
  • 20 Mayıs Riva – 6 Haziran
    Gözlemciler Sedat Asar, Salih Ağırcan, Haldun Savaş, EMine Nurhan Tekin ve Babür Hakarar’a selamlar.

Kukumav