Şehir Kuşçusu 3 – Notlar

Sesi Gelen Ağaçkakan

Korona salgını nedeniyle karantina günlerimiz devam ediyor. Bu nedenle Şişli’deki beton blokların arasındaki balkonumda hiç olmadığı kadar kuş seyrediyorum. Yoğun trafiği taşıyan işlek cadde şimdi çok sakin. Bu sayede ilk kez, mezarlıktaki ağaçkakanın sesi eve kadar geldi. Duyduğum ses, yaklaşın böyle bir şeydi.

Alaca ağaçkakan bir sığırcık boyundadır, güvercinden küçük, serçeden büyük, siyah beyazlı bir kuştur. Diğer akrabaları gibi bir orman kuşu değildir, yeşil olan her yerde görülebilir. İstanbul’da tüm mezarlıklar, parklar, geniş bahçeli alanlarda ve korularda görülür.

Ağaçkakanların taklamasının üç nedeni vardır.

  • Birincisi, beslenmek için ağaç gövdesinin içinde yaşayan böcekleri ararlar, gagalarıyla bu böceklerin açıkları tünelleri keşfeder, sonra da uzun ve yapışkan dilleri bu dehlizlere sokarak böceklere ulaşırlar.
  • ikinci nedeni, yuvalama. Ağaçkakanlar, ağaçların içine, kendilerinin girebilecekleri kadar geniş, karga gibi düşmanların giremeyecekleri kadar dar bir delik açar, iç kısımda ise dört beş yavruyu yetiştirecek kadar geniş bir salon kazarlar.
  • Bir de bu üçüncü neden var. O da burası benim demek. Ötücü kuşların öterek yerine getirdikleri bu işlevi, çoğu ağaçkakan türü taklayarak gerçekleştiriyor. “Burası benim.” veya “benim çok güzel bir evim var, benimle evlenmek ister misin?” veya “Oğlum bak hayatta kalmak için böyle savunacaksın alanını”. demek.

40 günde 17 tür

Şu aralar Şişli’de dar bir sokaktaki balkonum kuş gözleyebileceğim tek mekan oldu. Karantina’nın 40’ıncı gününü bitireli biraz oldu. Burada gördüğüm kuş listesi 28 oldu!

  1. Leş kargası (yerli)
  2. Serçe (Yerli)
  3. Küçük kumru (yerli)
  4. Şehir güvercini (Yerli)
  5. Gümüş martı (yerli)
  6. Ak karınlı ebabil (yerli)
  7. Büyük baştankara (Yerli)
  8. Küçük karga (yakında yerli)
  9. Yeşil papağan (yerli)
  10. Atmaca
  11. Şahin
  12. Küçük orman kartalı
  13. Gökçe delice
  14. Saz delicesi
  15. Leylek
  16. Ak kuyruksallayan
  17. Küçük kartal
  18. Kerkenez
  19. Kara sırtlı martı
  20. Alaca ağaçkakan (yerli)
  21. Kır kırlangıcı
  22. Karabatak (yerli)
  23. Kaşıkçı
  24. Sığırcık (yerli)
  25. Ebabil (yakında? yerli)
  26. İskender papağanı (yerli)
  27. Kum kırlangıcı

Bu türlerin yaklaşık yarısı 14 tür yerli. Diğer 14 tür ise gökyüzünde denk geldiğim göçmen kuşlar. Bunların arasında ilginç türler de var. Mesela kara sırtlı martı.

Bizim gümüş martının yakın akrabası. Ama siz hiç sırtı simsiyah bir gümüş martı gördünüz mü? Bu tür İstanbul’da ne yuvalıyor, ne de kışı geçirmeye geliyor. Göçmen bir martı. Bu tür Finlandiya ve Baltık Denizi’nde yuvalıyor. Kışı ise Afrika’nın Boynuzu denilen Somali ve Kızıldeniz kıyılarında geçiriyor. Özellikle Nisan ayında göç sırasında Boğaz’da diğer martıların arasında uçarken çok şık duruyor. Bu iki alan arasındaki göçü sırasında Şişli selamlarında bunu görmem, beni heyecanlandırdı. Yolun açık olsun…

Mucize kuş ebabil

Şehir kuşları arasında çoğumuzu fark etmediği bir gruptur ebabiller. Ancak bu grubun doğa tarihine, yani biyolojik ve ekolojik özelliklerine bakınca insana “o kadar da olmaz” dedirten özellikler vardır. Mesela ne mi? Uçarken uyuması, desem?

Önce ebabili tanıyalım. Kırlangıca çok benzerler. Çoğu zamanda kırlangıç zannediliyor.

Ebabiller iridirler, kanatları bir bir kılıç gibi uzun ve düzdür. Genellikle yüksekten ve hızlı uçarlar. İstanbul’daki en yaygın tür ak karınlı ebabildir. Peki bunlar neredeler? Her yerde… İstiklal Caddesi, Beşiktaş, Bakırköy Çarşı, Büyükçekmece, Maltepe, Maslak, Kadıköy Rıhtım, hemen hemen her yer…

Gelelim uyuma hikayesine. Ebabiller gerçekten uçmak üzerine master, doktora, yapılacak tüm uzmanlıkları yapmışlar, son noktaya gelmişler. Besinleri olan böcekleri tamamen uçarken yakalıyorlar. Su içmek için bile karaya inmelerine gerek yok, bir göl veya nehirde suya alçalarak gagalarını suya dokundurarak su içiyorlar. Havada çiftleşiyorlar. Ve göçleri sırasında havada uyuyorlar. Bu kadar iyi uçabilmek ve kesintisiz havada kalabilmek için birçok adaptasyon geçirmişler.

  • Gözleri çok iri, ancak kafatasında bir çukurda. Tüm gövde son derece aerodinamik, hiçbir çıkıntı yok.
  • Kanatlar çok uzun, sivri uçlu ve dar.
  • Bacaklar ağırlık yapmamak için küçülmüş, kısacık olmuş, sivri tırnakları ile sadece dikey yüzeylere konabiliyor.
  • Ve en önemlisi uçmasını sağlayan göğüs kasları, neredeyse bizim kalp kasına benzemiş. Yorulmadan çalışıyor. Gece bile….

Şehirdeki ebabillerin günlük bir ritmi var. Sabahleyin yuvaları çevresinde gruplar halinde uçuyorlar ve sıkça bağırıyorlar. Sabat 8 gibi şehirden ayrılıp kıra gidiyorlar. Gün boyunca besleniyorlar. Öğle saati İstanbul’da tek ebabil görülmediği olabiliyor. Akşam saatlerinde tekrar üreme kolonisine (grup halinde yuvalama alanı) geri dönüyorlar. Bu yüzden ebabil görmek için ya sabah saatleri ya da akşam saatleri göklere bakın.

İstanbul’da en çok ak karınlı ebabil var. İstanbul dışında Zonguldak, Samsun, Elazığ ve Kapadokya’da da ak karınlı ebabil var.

Ebabil (yani adi ebabil) ise hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın en yaygın türü. Ankara, İzmir tüm İç Anadolu, Doğu Anadolu’da en yaygın tür. Şehirler, kasabalar ve köylerde yuvalıyor.

Çok farklı bir sesi var. Trilsiz uzun bir sirrrr sesi… ” Galata kulesinde yapılmış Stuart’ın bu kaydında arkada da ak karınlı ebabil duyuluyor.

Bir de boz ebabil var. Genelde bir Akdeniz iklimi türü. Ebabile çok benziyor, bir tık açık renklisi gibi. çoğunlukla sadece sesi ile ayırt edilebiliyor.

Trilsiz Sirr sesi ilk dinleyişte ebabilinki gibi, ancak dalga oluşturuyor. “Çiiğ-nedi, çiğnedi” gibi.

Bu üç tür İstanbul’da nasıl bir arada yaşıyor? Alan paylaşımı yaparak. Baskın tür ak karınlı ebabil, eski binalar, çatılar, izolasyon için bina yüzlerine monte edilen onduleler, bina arası boşlukları, kullanılmayan su boruları. Her türlü mekanı kullanabiliyor. tek şartı, serbest düşüş için yeterince yüksek ve manevra yapabilmek için önünün açık olması.

Ebabil ise daha küçük. Ak karınlının giremediği dar veya alçak mekanları veya manevra yapamadığı dar sokakları kullanıyor. Örneğin, Galatasaray Lisesi’nin taş duvarlar. En sevdiği alanlar, eski taş duvarlar, tarihi yapılar ve camiler. Örneğin, Bozdoğan Kemeri.

Boz ebabil ise 1980’lerde yaygın olan panjurları çok seviyor. Çoğunlukla Marmara Denizi kıyılarını tercih ediyor. Kadıköy’de yoklar, ancak Göztepe’de varlar. Topkapı’da yoklar, ancak Sefaköy’de varlar. Karadeniz kıyısındaki Rumelifeneri, Şile gibi köylerde de var.

Sosyal Medya Önerileri

Yeşil papağan Türkiye kuşları listesinde erini çoktan aldı. Kafesten kaçanlar, gümrükten bırakılanlar ve kamyon kazalarında serbest kalanlar, yerleştiler, onlarca nesil yetiştirdiler, artık doğma büyüme İstanbullu papağanlar var. Yıllardır papağanlarla ilgili çalışan biliminsanı Dr. Esra Per, bir twitter hesabıyla vatandaş bilimi projesi yürütüyor. https://twitter.com/PapaganSay

Uzun zamandır, şehirde çektiğim kuş fotoğraflarını Instagram hesabımda paylaşıyorum. Son olarak balkondan çektiğim küçük bir belgeseli paylaştım. https://www.instagram.com/kerem.ali.boyla/

Kapanış Konseri

Nisan ayıyla beraber bülbüller de İstanbul’a geldiler.

Artık korularda, büyük bahçelerde ve şehirde kalmış diğer yeşil alanlarda bu sesi duyabilirsiniz.

Bir de bülbülün hemen amcaoğlu diyebileceğimiz en yakın akrabası var. Benekli bülbül. Bu kuzey ülkelerinde bülbülün yerini alıyor. O da göç sırasında, bazen kötü havaya yakalandığında şehre iniyor ve olmadık yerlerden görülüyor. Özellikle 1 Mayıs civarını not alın. Bir de ötüşünü dinleyelim. Vurmalı ve üflemeli tonlar değişimli duyuluyor ve sonunda bandodaki bir trampet geçişini andırıyor “Kayseri-Gelibolu-Giresun-van”.

Koronavirüs sırasında evde kalmaya devam edelim. Kuş gözlemini ya balkondan veya yürüyerek gidebileceğimiz yakın parklarda yapalım, sosyal mesafeyi koruyalım.

Leave a Reply

Your email address will not be published.