Şehir Kuşçusu 18 – Şehrin Marangozları Ağaçkakan

Şehir Kuşçusu programına hoş geldiniz. Yeni yılın bu ilk programında size ağaçkakanlardan bahsedeceğim. 

Şehirdeki Gözlem Anı

Yanılmıyorsam 2018 yılıydı. Evimin bulunduğu sokağı başında bir mezarlık var. Burada ilk ağaçkakanımı duyduğumda hem şaşırmış hem de sevinmiştim. Düzenli olmasa da yılda 5-10 kere sesini duyuyordum. 2020 Baharındaki karantina döneminde günlük balkon gözlemlerinde de ağaçkakanı en sonunda görmüş, hatta çok kötü de olsa fotoğrafını çekmiştim.

Geçen haftanın başında sesini ofise yürüdüğüm caddeye çok yakın bir noktada duydum. Ah dedim nerede, nasıl görürüm ben onu… Ertesi gün aynı saatte sabah oradan geçerken gene sesin duyunca, duvara yaklaştım ve bir umut bakınmaya başladım. Kuşçuluğun birinci kuralı, bir kuşun bir yerde olduğunu bilsen de, onun ortaya çıkma ve kendini gösterme ihtimali çok düşük olabilir. Ama kuşu hiç aramadığında, o kuşu görme ihtimalin sıfırdır!

Ben de bir ihtimal diye ağaçlara bakınmaya başladım. Yaklaşık 2 dakika boyunca yanımdan geçen yayaların garip bakışları altında, bakındım.  Ve hemen duvarın arkasındaki ikinci büyük ağaçta kendisini gördüm. Cep telefonuyla çok kötü de olsa bir videosunu çektim. 10 saniyelik bulanık videonun ortasında 1 saniye boyunca ağaç gövdesine yapışık duran kuş görülebiliyordu. İşte o ağaçkakanla günü kurtardım!

[Yukarıdaki ses kaldığı yerden devam edebilir]

Alaca ağaçkakan, yaklaşık bir sığırcık büyüklüğünde, serçeden iri, güvercinden küçük bir tür. Karnı beyaz, sırtı siyah üzerine beyaz lekeli. En çarpıcı lekeleri omuzundaki beyazlar ve yanağındaki beyaz kısım. Siyah ve beyazı tamamlayan şey başındaki ve kuyruk altındaki kırmızı leke. İsmini biraz açıklamak gerekebilir. Alaca sıfatı kuşlarda çok kullanılıyor. İçinde siyah ve beyazın olduğu birkaç renkten oluşan iri parçaların birleşince oluşturduğu desen anlamına geliyor. Yani Al (kırmızı) ile alakası yok aslında.

Ağaçkakanlar aykırı kuşlardır, diğer kuşlardan çok farklı şeyler yapabilirler. Ne dala tünerler, ne de yere konarlar. Ama ağaç gövdelerine tırmanma konusunda uzmandırlar. Parmaklarının, bacak kaslarının ne kadar güçlü olduğunu siz hayal edin. Ağaçkakanların diğer özellikleri taklamaları. Bir de başlarını ağaç ve hatta betona vura vura delik açma yetenekleri vardır. Birçok dilde adı, marangoz kuşu… Ağacı istediğiniz şekle oyabilir, özellikle de bir yuva kazabilir. Müthiş sivri bir gaga, saniyede 10 ila 20 kez gagalama kapasitesi.

Ülkemizde 9 tür ağaçkakan var. Bunların arasında alaca ağaçkakan en yaygın olanı. Yakın akrabası birçok tür orman kuşu iken, bizimki orman dışındaki alanlarda hayatta kalmayı öğrenmiş. Konya Ovası’nda bozkırın ortasındaki köylerde de var, meyve bahçelerinde de, şehir parklarında da. Yeter ki üç beş tane ağaç olsun.

KÜÇÜK AĞAÇKAKAN

Şehirlerde başka tür ağaçkakanlar da var. Küçük ağaçkakan, daha orman niteliği olan şehir parklarında özellikle kış aylarında olabilir. Neredeyse bir serçe boyunda çizgi film karakterli bir kuş. Onun ayrıca çok güzel bir sesi var.

Bir de yeşil ağaçkakan var. O ise bir güvercin boyunda, yemyeşil renkli bir kuş. Yeşil papağan kadar yeşil. Suratındaki siyah maske erkeği tanınıyor. Diğer ağaçkakanlardan farklı bir özelliği var. Yerde beslenmeyi seviyor ve yerde karıncalarıyla beslenebiliyor. Bir şekilde karıncanın formik asit, yeşil ağaçkakanı etkilemiyor. Bu nedenle orman dışında şehir parklarında ve

Görüldüğü gibi ağaçkakan türleri boy boy olabiliyor. Serçe boyundaki küçük ağaçkakan, sığırcık boyundaki alaca ağaçkakan ve güvercin boyundaki yeşil ağaçkakan. Tüm bunların yanında Karadeniz ormanlarında yaşayan karga boyunda bir tür var ki o da kara ağaçkakan. Türkiye’de birçok kuş gözlemcisinin hayalindeki türü görmek için şehirden çıkmak ve ormanlarda aramak gerekiyor onu. Ama İsviçre’de durum farklı. Hemen Zürih’in periferinde, yürüyüş yapılan, bisiklet parkurlarının olduğu bir koruda, kara ağaçkakanın muhteşem ıslığını duymuştum.

Şehir içindeki yeşil alanlarda “üretim amaçlı ormancılığı” terkeder, ağaçların yaşlanmasına izin verirsek ve bu çevresine yaşam verdiği bilinen ölü ağaçları kaldırmazsak birkaç on yıl içinde Kara Ağaçkakan görmeye başlarız. Neden olmasın?

Ada Biyocoğrafyası

Bir ekolog olduğum için, küçük bir mezarlıkta bir ağaçkakanı görünce, aklıma birçok soru geliyor. Birinci soru şu? Bu ağaçkakan için o küçük mezarlık yeterli mi? Buradaki imkanlar (ağaç sayısı, yuva yağabileceği uygun kuru ağaç gövdeleri, iri ve etli ağaç kurtlarının miktarı) bu kuşu 365 gün burada tutar mı? İkinci sorum şu: Eğer kuş kalıcı değilse, buraya yakındaki hangi parktan geliyor?

Bu soruları anlamak için biraz ekoloji teorilerine dalalım ve Endonezya’ya yolculuk yapalım.

Endonezya 17.000 adadan oluşan bir ülke.  Buradaki adaların barındırdığı kuş türlerine, adaların yüzölçümüne ve en yakın büyük adaya olan mesafesine bakmışlar. Buna göre büyük adalarda çok daha fazla tür görmüşler. Örneğin Borneo adasında 673 tür varken, daha küçük yüzölçümü Java adasına 450 tür varmış. İkinci gözlem de adaların ne kadar ücra veya ulaşılabilir olması. Java adasına 450 tür Buna göre az ulaşılabilir adalarda, mesela Lombak adasında 180 türe varken benzer bulmuşlar. Bu teoriye de Ada Biyocoğrafyası demişler.

Ada Biyocoğrafyası teorisini iki olguyla açıklamışlar. Birincisi yerleşme kapasitesi…  Adalar birbirine yakın olunca, kuşlar yeni adalara yerleşebiliyorlar. İkinci oldu ise yokolma olasılığı. Ada küçük ise, yeni yerleşen kuşlar büyük ihtimalle barınamıyor.

Aynı teoriyi şehirlerdeki yeşil alanlara da uygulayabiliriz. Büyük park ve korularda çok fazla kuş nüfusu ve çeşitliliğini görebiliriz. Alanlar küçüldükçe tür sayısı azalıyor. Bu bağlamda Ağaçkakan da her yeşil alanda düzenli olan bir tür değil.

İkinci konu da parkların aslında bir şebeke olarak işlev görmesi. Bir park küçük de olsa, eğer yakın çevresinde büyük park varsa, o parkın kuşlarından nemalanıyor. Çeşit çeşit kuşlar, bir parktan diğerine dolaşarak, hayatlarına devam ediyorlar. Yeni parklara yerleşmek için uğraşıyorlar, tutunan yeni kaleler keşfediyor, tutunamayanlar yok oluyorlar.

Bakalım bu mezarlıkta daha kaç yıl ağaçkakan sesi duymaya devam edeceğim.

Bu programda z değil x harfi ile başlayan “xenocanto” sitesinden faydalandım. alaca ağaçkakanı Ding Li Yong İran’da, alaca ve yeşil ağaçkakanı Albert Lastukhin Azerbaycan’da, küçük ağaçkakanı Peter Boesman Belçika’da, Kara Ağaçkakanı Marco Dragonetti Romanya’da, Orman seslerini Paulo Alves Endonezya’da ve Fernando del Valle Romanya’da kaydetmiş. Hepsine teşekkürlerimi sunarım.

Yeni yılda hepinize bol kuşlu günler dilerim.