Şehir Kuşçusu 15. Şehrin balıklarını yiyenler

Şehir kuşçusu programına hoş geldiniz. Mevsimler değişirken balıkçıların tezgahlarını ışıl ışıl, çeşit çeşit balıklar kaplar. O zaman biliriz ki balık sezonu başlamıştır. Bu programda sizlere şehrin balıklarını yiyen kuşlardan bahsedeceğim.

SES gümüş martı

Sahil kentlerinde gökyüzünün hakimi, ikonik bir türü olan martılar. Balık yiyen bir kuş olarak martıyı biliriz . Doğrudur, martı balığa bayılır. Ancak aslında martı, balık yakalamada o kadar uzman değildir, doğal ortamında, balıkların yanında ölü hayvanlar, yavru kuşlar, yumurtalar, kabuklular ve leş ile beslenir Günümüzde ise martının ana besini çöptür. Sabah şahirde uyanır, kalkar ilk kafile ile çöplüğe gider, bir iki saat beslenir, ardından bir yıkanır ve akşam üstü şehre geri döner. Ha bazılarının balık yüzdesi gene çok yüksek olabilir, onlar ise balıkçı teknelerini takip edenlerdir. Balıkçı teknelerini bir yana bırakalım, gelelim asıl balıkçılara.

Şimdi size bir kuş ismi söyleyeceğim balık yediğinden şüphe bile etmeyeceksiniz. Balıkçıl!

Bu ani Krak sesini şehirde de duyabilirsiniz. Gri balıkçıl leyleğe benzeyen, yakın boyda, beyaz gövdeli, gri kanatlı ve başında siyah bir teli olan güzel bir kuştur. Leylekten farkı uçarken boynunu s şeklinde kıvırması ve başını gövdesine yakın tutmasıdır. Uzun çıta bacakları geriye uzar ve yavaş kanat çırparak ileri doğru ilerler.

Evet gri balıkçıl, sadece Manyas Kuş Cenneti gibi koruma alanlarında yaşamaz. Birçok şehrin yerli kuşudur. İstanbul’da Gülhane Parkı’ndaki çınar ağaçlarında, Edirne’de Meriç’te, Iğdır’da da Aras Boyunda yuvaları vardır. Bu çok eski bir Koloni nedir şehrin ortasında böyle büyük bir kuş cenneti olduğunu birçok insan fark etmez gülhanenin gri gri balıkçıları bütün boğaza halice ve Marmara Denizi’nde yayılarak beslenirler bazıları kilometrelerce uçarak favori baraj göllerinde göletlere sdrive16d ki diğer besin bulabilecekleri yerlerde beslenirler. Gri balıkçıl arada fare gibi diğer canlılarla beslense de, ana besini balıktır.

Gri balıkçıl balık ve yaşam alanı pek seçmez. Sazlıklar, göller ve nehirlerde de yaşar, deniz kıyısı, kayalıklar, insan yapısı rıhtım, kanal veya sahillerde de. Tek ihtiyacı, dinlemek içn yüksek bir ağaçtır. O da İstanbul korularındaki serviler ve atlas sedirledir. Bebek, kanlıca, üsküdar, emirgan’da her bir koruda birkaç gri balıkçılın uyuma alanladırı.

Gri balıkçıl tam bir sabır makinesidir. Suya girmez, ama uzun bacaklarıyla sığ ve derin sularda saatlerce avını bekler gördüğü anda kıvrık gagasını bir ok gibi fırlatarak balığı yakalar.

Ama balığın çoğu suyun altında yüzeden uzakta dolaşır. O da başka bir balık ustası olan karabatağın uzmanlık alanıdır.

SES karabatak

Balıkçıların dışında tam balıkçı başka bir kuş karabatak. tam balıkla beslenir karabatakların balıkla beslenmeleri. Suda yaşayan birçok kuş grubu arasında, ördekler, kuğular, batağanlar, karabataklar gerçek balık avcılarıdır. Ve bu kadar uzman olmalarının ardında teknik bri avantaj vardır. Anlatayım.

SES Yeşilbaş

Ördekler, kuğular ve kazların tüyleri su geçirmez. Bir ördeğin üzerine bir bardak su dökerseniz, suyun damla damla gövdesinin üzerinden kaydığını ve tüylerinin hiç ıslanmadığını görebilirsiniz. Bu şekilde ördekler, buz gibi sularda saatlerce kalabilirler, çünkü ıslanmazlar ve üşümezler. Bu özellik suya dalınca biraz dezavantaja dönüşür. Suya batırılan bir top gibi, ördekler her an yüzeye geri dönebilirler. bu nedenle su altında devamlı aşağıya inmek ve aşağıda kalmak için pedal çırpıp dururlar. Çoğu zaman da suya dik dalmak zorunda kalırlar.

Oysa gerçek bri balık avcısının, balıklar gibi yatay düzlemde yüzmesi ve en az balık kadar iyi yüzmesi gerekir. Karabatakların tüyleri suya daldıkarında tamamen ıslanır, bu nedenle suda yatay yüzebilir. Daldıktan sonra bir balık gibi yukarı aşağı, ileri geri gidebilir. Uzun kuyruğu ve iri paletleri ile de çok ani manevralar yapabilir.

Karabatak Sesi

Ancak tüyleri ıslanan karabatak bir müddet sonra üşümeye başlar, bu zaman karaya veya bir dubaya çıkarak ısınmak zorundadır. Üstelik tüyler kurumadan da uçamaz. ONun için de kanatlarını açarak kurumak zorundadır. Sanırım şu an şehirlerde mendirekler, kayıklar, direkler veya şamandıralarda kanatlarını kurutarak bekleyen karabataklar gözünüzün önüne gelmiştir. Tüyler de tırnak gibi keratinden yapılmıştır. Banyodan çıkan insanın nasıl tırnağı yumuşak oluyorsa, denizden çıkan karabatağın da tüyleri yumuşak olur. Kanatlarını kuruttuğunda, tüyler gene sertleşir ve uçuşa geçer. Aynı insan saçında olduğu gibi, en sert tüyler melanin içeren siyah tüyler olduğundan bütün karabataklar siyah tüylüdür. Bu nedenle de adı Kara-bataktır. Latincesi de Corvus marinus’tan yani deniz kargasından türemiş, kormoran’dır.

Karabataklar neden şehirleri sever? Bir, şehirlerde çok balık vardır. Çoğu şehir bir nehir veya deniz kenarına kuruludur ve aşırı kirlenmediği sürece her sudan balık çıkar. İkincisi de tüyleri su geçirdiği için, karabataklar avdan sonra karaya çıkmak zorundadırlar. Avı biten karabataklar, şehir veya çevresindeki liman duvarları, deniz yarları, mendirekler veya su kenarındaki kuru ağaçlarda toplanırlar, geceyi beraber geçirirler.

Şehirlerimizde üç tür karabatak da görülür. Küçük karabatak 400 gr ağırlığındadır ve lagünler, göl ağızları ve şehir parklarında balık yakalar. Atatürk Kent Ormanı ve Yıldız Parkı’nda bile görebilirsiniz. Bütük Karabatak 3500 kg ağırlığındadır, sabahın erken saatlerinde binlerce kuşlardan oluşan sürüler açık denize veya göllere ava çıkarlar, öğleden sonra ise yoplanma yerlerine giderler. İstanbuL’da normalde 3-5000, soğuk dönemlerde ise 10.000’den fazla karabatak Kadıköy Mendireklerde toplanır. Bİr de orta boyu yalaşık 1,5 kioo ağırlığındaki karabatak vardır, o da tepeli karabataktır. O da mendireklerde toplanır, ama orada ayn ı zamanda yuvalar. En çok olduğu yerler karadeniz kıyısı, marmara ve ege adalarıdır. Bu üç türü de başta istanbul’da ve diğer çeşitli şehirlerde bazen yanyana görebilirsiniz.

Son olarak aslında şehirlere bağımlılığı en olmasına rağmen, şehrin başka bir ikonik balıkla beslenen türünden bahsedeceğim. Yelkovanlar..

SES yelkovan

Bu bebek ağlaması gibi sesi duydunuz mu? Evet, bu yelkovanın ta kendisi… Bu kayıt bir ege adasında gece saatlerinde çekilmiş. Yelkovanlar günyanın en gizemli kuşlarındandır. Sadece gece saatlerinde bazı adalara çıkarlar ve orada yuvalarlar. Gündüz saatlerinde de balık avlamak için açık denizde yaşarlar. Albatroslar gibi günlerce dolaşarak balık sürülerini ararlar. Üreme dışında hiçbir zaman karaya çıkmazlar. Gerçek bir okyanus kuşudur. O zaman bu kuşun şehirlerle ne alaksı var, diyeceksiniz?

İstanbul ve Çanakkale, yelkovanun en kolay görüldüğü iki şehridir desek yalan olmaz. o kadar düzenli hareket ederler ki boğazlarda bir şekilde kültüre ve Edebiyatı girmişlerdir Ege Denizi ile KAradeniz arasında hareket eden yelkovanlar, mecbur, İstanbul ve Çanakkale boğazlareından geçerler. Boğazlarda bir yukarı bir aşağıyauçan, kanadının üstü siyah, altı beyaz olan ve genellikle 25-30 kuşlul kjüçük sürüler yapan kuşlar yelkovandır. Bir aceleleri varmışcasında, peşisıra hızlı hızlı uçar dururlar. Kuzeye gidenler kuzeye, gneye gidenler güneye… Ne bir mola, ne bir manevra, hedefe kitlenmiş, geçiş yaparlar.

Bunlar ta deniz kuşlarıdır. Birçok kuşun aksine, hiçbir koşulda karaların üzerinden uçmazlar. Belki Saroz Körfezinden çıktılar, Romanya’ya gidecekler, kalksınlar Trakya’dan uçsunlar. Olmaz. Mutlaka denizden geçecekler ve bir gemi gibi İstanbul Boğazı’ndan geçiş yapacaklar.

Dertleri de balık. Ama bu sefer şehrin değil, açık denizin balığı. Ege Denizindeki kayalık adacılarda yuvalayan yelkovan, besin bulmak için Karadeniz’e gider. Martılar ve karabataklar gibi karaya bağlı değildir, en açık denizde bile balığı bulurlar. Martı kadar mobil olabilen bu tür, balığı bulduğunda, bir karaatak kadar da usta dalıcıdır. En fırtınalı günlerde bile rahatlıkla uçar, ama suya daldığında ise bir balık gibi çevik hareket edebilir. Tam bir amfibik türdür. Bu nedenle de hareket eden balık sürülerini takip edebilir.

 ancak hangi şehirde olursak buradan bizim yediğimiz balıkları havlayan tekneler asıl kuşların toplandığı yerlerdir bütün dünyada artan Balıkçılık demek artan ıskarta balık anlamına gelir ağızdan çıkan ekonomik değeri olmayan binlerce balık denize geri atılır İşte bu neden ve birçok deniz kuşunun sayıları yükselmektedir artmaktadır tekneleri takip eden binlerce çeşit Martı vardır ne bir de korsan vardı Biraz da onlardan bahsedeyim